🦁 Inne Haza Le Rizkuna Ma Lehu Min Nefad
6.Allahumme leke-l-hamdu, Ente kesevtenihi. Es eluke min hajrihi vehajri ma suni‘a lehu. Ve e’uzu bike min šerrihi ve šerri ma suni‘a lehu. – Allahu moj, Tebi hvala. Ti si me ovim odjenuo. Molim Te za dobro, koje mi ona pruža, i u čijoj je funkciji, a prizivam Te protiv zla njegova i onoga koje iz njega može proisteći. ( D,T,BG,ŠTL )
İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab. Cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak. Ve aharu min şeklihı ezvac.
Fegafernâ lehu zâlik ve inne lehu indenâ le zulfâ ve husne meâb İnne haza le rızkuna: şüphesiz, bu, nitelikler, nimet, sıfatlar, lütuflar, biz, Ma
İbniKesir: Doğrusu bu, Bizim rızkımızdır, onun için bitip tükenme yoktur. Ömer Nasuhi Bilmen: (53-55) İşte hesap günü için vaad olunmuş olduğunuz şeyler bunlardır (denilecektir). Şüphe yok ki bu, elbette Bizim rızkımızdır. Bunun için bir tükenmek yoktur. Bu, böyle ve şüphe yok ki, azgınlar için de elbette dönüp
7 günün sonunda her gün 308 def ayet..Yani “Her gün 308 defa “İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin).” devam edilir her (100) de 7 defa aşağıdaki dua okunur. ” Allaümme Ya Rezzak erzukni bi gayri hisab.Bicahi seyyidina ve nebiyyina Muhammedib sahibül fadli vel kerem.” okunur.
53 Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad 57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58.
Vekulnâ yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete ve kulâ minhâ ragaden haysu şi’tumâ ve lâ takrabâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn (zâlimîne). "Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik. Ayet Detayı.
Haza ma tuadune li yevmil hısab Anlamı: İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir. 97-) Sad Suresi 54. ayet: Arapça: إِنَّ هَذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِن نَّفَادٍ Okunuşu: İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad Anlamı: İşte bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme yoktur.
54.İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin). 55.Hâzâ, ve inne lit tâgıyne le şerre meâb(meâbin). 56.Cehenneme, yaslevnehâ, fe bi’sel mihâd(mihâdu). 57.Hâzâ felyezûkûhu hamîmun ve gassâk(gassâkun). 58.Ve âharu min şeklihî ezvâc(ezvâcun).
axCRc. ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ0-9 ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ0-9 38-SAD SURESİ Bismillahirrahmanirrahim 1. Sad vel kur’ani ziz zikr 2. Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak 3. Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens 4. Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab 5. E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey’üy ucab 6. Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey’üy yürad 7. Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak 8. E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab 9. Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab 10. Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab 11. Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab 12. Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir’avnü zül evtad 13. Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab 14. İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab 15. Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak 16. Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab 17. Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab 18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak 19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab 20. Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab 21. Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab 22. İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba’duna ala ba’dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat 23. İnne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab 24. Kale le kad zalemeke bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba’duhüm ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab 25. Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 26. Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. 27. Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar 28. Em nec’alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec’alül müttekıyne kel füccar 29. Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab 30. Ve vehebna li davude süleyman nı’mel abdinnehu evvab 31. İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad 32. Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab 33. Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak 34. Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab 35. Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab 36. Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab 37. Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas 38. Ve aharıne mükarranıne fil asfad 39. Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab 40. Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab 42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab 43. Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab 44. Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı’ mel abd innehu evvab 45. Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ülil eydı ve ebsar 46. İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar 47. Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar 48. Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar 49. Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab 50. Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab 51. Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab 52. Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab 53. Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve aharu min şeklihı ezvac 59. Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi’sel karar 61. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı’fen fin nar 62. Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar 63. Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar 64. İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar 65. Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar 66. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar 67. Kul hüve nebün azıym 68. Entüm anhü mu’ridun 69. Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun 70. İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın 71. İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn 72. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın 73. Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun 74. İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın 75. Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın 76. Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn 77. Kale fahruc minha fe inneke racım 78. Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın 79. Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb’asun 80. Kale fe inneke minel münzarın 81. İla yevmil vaktil ma’mum 82. Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn 83. İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn 84. Kale fel hakku vel hakka ekul 85. Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn 86. Kul ma es’elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın 87. İn hüve illa zikrul lil alemın 88. Ve le ta’lemünne nebeehu ba’de hıyn MEALİ 38 – SÂD SÛRESİ Mekke’de indirilmiş olup 88 âyettir. Adını başındaki sâd harfinden alır. Sûrenin asıl gayesi, Allah’ın elçilerini dinlemeyenleri uyarmaktır. Müteakiben Peygamberimize itaat konusu üzerinde özellikle durulur, müteaddit peygamberlerin tebliğleri pek kısa bir şekilde anlatılır. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1 – Sâd. Bu şanlı şerefli Kur’ân hakkı için 2 – Kâfirler Bu Kur’ân’ı onda şüpheye yer verecek herhangi bir taraf olduğundan değil, ama asıl kendileri Allah’a karşı kibir ve muhalefet taşıdıkları için inkâr ediyorlar. 3 – Biz onlardan önce nice nesilleri silip süpürdük. O zaman ne çığlıklar, ne feryatlar kopardılar! Ama kurtuluş zamanı çoktan geçmişti! [21,12-13] 4-5 – İçlerinden kendilerini uyarıp irşad edecek birinin gelmesinden her nedense şaşırdılar ve o kâfirler “Bu bir sihirbaz, bir yalancı! İşte tutmuş bunca ilahı bir tek ilah yapmış! Bu gerçekten şaşılacak, çok tuhaf bir şey!” dediler. [10,2] En makul ve münasip olan, peygamberin, kendi toplumunun mensuplarını uyarıp eğitmesidir. İnsandan başka melek gibi bir varlık gelseydi insanlarla ilişki kuramazdı, onlarla beraber yaşayamaz, onlara örnek olamazdı. Başka bir milletten biri çıkıp gelseydi, tanımamaları sebebiyle, asıl onun hakkında şüphe etmeleri gerekirdi. 6 – İçlerinden önde gelen eşraf takımı derhal harekete geçip “Hâla mı duruyorsunuz, kalkın yürüyüp gösteri yapın ve ilahlarınız konusunda direnip dayanacağınızı ilan edin. Bu, cidden yapılması gerken bir şeydir.” dediler. 7 – “Doğrusu biz bu tevhid inancını son dinde de görmedik. Bu sırf bir uydurma!” 8 – Biz bu kadar eşraf dururken, kitap gönderilecek bir o mu kalmış!” Hayır, hayır! Onlar Benim buyruklarım hakkında tam bir şüphe içindedirler, doğrusu onlar azabımı henüz tatmadılar. [43,31-32] 9 – O mutlak galip, her nimeti ve özellikle peygamberliği dilediğine ihsan eden Rabbinin rahmet hazineleri yoksa onların mı yanında? [4,53-55; 17,100] 10 – Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında olan varlıkların hakimiyet ve yönetimi onlara mı ait? Haydi, ellerinden geliyorsa sebep ve vasıtalarını temin etsinler de göğe çıksınlar âlemi oradan yönetsin, vahyi de isteklerine göre indirsinler! 11 – Bunu yapmaları şöyle dursun, onlar birtakım döküntü bölüklerden oluşup buracıkta bozguna uğratılacak bozuk bir ordu! İslâm’a karşı Arap yarımadasındaki başlıca grupların birleşik kuvvetler halinde birleşip Medineyi kuşatmalarına ve tarihe Ahzab birleşmiş gruplar harbi diye geçen savaşta onların perişan olacaklarını müjdelemektedir. [33,22] 12-13 – Onlardan önce Nûh, Âd toplumları ve ordular sahibi Firavun toplumu da Peygamberleri yalancı saydılar. Semûd ve Lût toplumları, Eykeliler de öyle yaptılar. İşte bunlar, peygamberlere karşı toplanan hiziplerdi. Zu’l-evtad Saray ve saltanat sahibi, ordular sahibi, yahut cezalandırdığı kimseleri kazıklara bağlayarak işkence yaptırması mânalarına gelebilir. “Yere kazık gibi çakılan ehramlar” sahibi anlamı da düşünülebilir. 14 – Bunların her biri peygamberlere yalancı demiş ve cezalarını haketmişlerdi. 15 – Onların kabirlerden dirilmeleri sadece bir tek çağrıya bakar. Ses yayılır yayılmaz hemen kalkarlar. 16 – Bir de o kâfirler alayla şöyle dediler “Ey bizim Rabbimiz, bizim azap payımızı hesap günü gelmeden çabuklaştır.” 17 – Onlar ne derlerse desinler sen sabret ve güçlü kuvvetli bir kulumuz olan Davud’u hatırla. Çünkü o daima Allah’a yönelirdi. Hz. Davud ın “ze’l-eyd” sıfatı bedenî kuvvet, askerî ve siyasî kuvvet, ahlâki kuvvet veya ibadet kuvveti yönlerinden düşünülebilir. 18-19 – Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun âhengine katılır, beraber zikrederlerdi. [34,10] 20 – Biz onun hakimiyetini güçlendirdik, ona hikmet, nübüvvet, isabetli karar verme ve meramını güzelce ifade etme kabiliyeti verdik. 21-22 – O mahkemeleşen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mabedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına birden girince o, onlardan ürktü. Onlar da “Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı geçen iki dâvalıyız. Senden dileğimiz Aramızda adaletle hükmet, haktan uzaklaşma ve bize tam doğruyu göster.” {KM, II Samuel 11; Mezmurlar 2,7} 23 – “Benim şu din kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Böyle iken “onu da bana bırak!” dedi ve çenesiyle beni bastırdı.” 24 – Dâvud “Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir. Zaten malda ortak olanların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Ancak gerçekten iman edip makbul ve güzel davranışlarda bulunanlar böyle yapmazlar onlar da o kadar azdır ki!” Davud kendisini imtihan ettiğimizi anladı, derhal Rabbinden mağfiret diledi, eğilip secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. 22. âyette bahsi geçen iki kişi, muhtemelen Davud suikast için gizlice duvardan tırmanıp atlayan kimselerdi. O’nun yanında başkaları bulunduğundan asıl maksatlarını gizleyip böyle bir sun’î mesele uydurdular Razî. Bazı müfessirlerin, İsrailiyattan alınan Urya kıssasını, hafifleterek nakletmeleri büyük çapta tenkid edilmiştir. Bu izahı, bazı müfessirler zorlamalı bulurlar. İbnu’l-Arabî Ahkâmu’l-Kur’ân’da şöyle der Davud bir şahsa, eşini boşaması halinde onunla evlenmek istediğini söylemişti. Şahsın kabul veya reddettiği bildirilmiyor. Böyle bir teklif o toplumda geçerli olmakla beraber, en uygun davranış biçimi olmadığından Allah Teâla onu böylece uyardı. 99 sayısı çokluktan kinayedir. Bu âyetin okunması ve dinlenilmesi halinde tilavet secdesi yapılması vaciptir. 25 – Biz de ondan bunu affettik. Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir âkıbeti vardır. 26 – “Davud! Biz seni ülkede hükümdar yaptık, sen de insanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için, kendilerine şiddetli bir azap vardır. 27 – Biz göğü, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları gayesiz, boşuna yaratmadık. Bu sadece kâfirlerin bir zannı ve iddiasıdır. Artık o ateşten vay haline o kâfirlerin! 28 – Biz hiç, iman edip makbul ve güzel iş yapanlara, ülkede fesat çıkararak nizamı bozanlarla aynı muameleleri yapar mıyız? Yahut Allah’ı sayıp kötülüklerden sakınanları, yoldan çıkanlarla bir tutar mıyız? 29 – Biz sana hayrı, feyiz ve bereketi bol bir kitap indirdik ki insanlar onun âyetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders ve ibret alsınlar. 30 – Bunları belirttikten sonra tekrar Davud’un kıssasına dönelim Davud’a evlat olarak Süleyman’ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel kuldu! Hep Allah’a yönelirdi. [27,16] 31 – Hani bir gün ikindi vakti ona, durduğunda sakin, koştuğu zaman ise süratli safkan koşu atları gösterilmişti. 32-33 – Onlarla ilgilenip “Ben Rabbimi hatırlattıkları için güzel şeyleri severim.” dedi ve onlar gözden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra “Onları tekrar bana getirin!” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. Hz. Süleyman savaşta istifade etme ve daha başka gayelerle atların hazırlanmasını ve eğitimleri için koşturulmalarını emrederek, bazan bu işe bizzat nezaret ediyordu.” Ben bunları nefsimin haz duyması için değil, Allah’ın dinini güçlendirmek arzumdan dolayı seviyorum.” demişti. 34 – Biz Süleyman’ı denemeye tâbi tuttuk ve tahtının üzerine bir cesed bıraktık. Sonra o, Allah’a sığınıp tekrar tahtına döndü. Hz. Süleyman Mescid-i Aksayı yaptırdığı sırada, getirttiği sanatkârlar içinde, sanatların hilelerini bilen birtakım şeytanların kurdukları bir ihtilal yüzünden bir süre nüfuzunu kaybetmiş, yahud tahtından ayrı kalmış, böylece tahtında ya kendisi güçsüz bir cesed halinde hükümsüz kalmış, yahut tahtı da işgal edilip ona kırk gün kadar, heykel gibi birisi oturtulmuştu. Elmalılı M. Hamdi Yazır. Farklı diğer yorumlar içinde, biz bunu tercih ettik. Doğrusu, bu âyet, tefsiri en zor olan nadir yerlerdendir. Gerçeği her yönü ile yalnız Allah bilir. 35 – “Ya Rabbî, dedi, affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayacak bir hâkimiyet lutfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bol olan vehhabsın!” 36 – Biz rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr, onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi. 37-38 – Bina yapan, dalgıçlık yapan her şeytanı, bukağılarla bağlı olan başkalarını da onun hizmetine verdik. Bukağılarla bağlamaktan maksat, kötülük ve bozgunculuklara meydan verilmeyecek bir şekilde sıkı bir kontrol ve takip altına alınmış olmalarıdır. 39 – Buyurduk “Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır.” “Bu konuda yetki sana verilmiştir, yaptığından dolayı sana bir hesap sorulmayacaktır” mânasınadır. 40 – Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir akıbeti vardır. Allah kibirlileri sevmez. Hata işleyen kimse, uyarıldıktan sonra yine de inat ve ısrarla günahında devam ederse, İblisin durumuna düşer. Hatasını kabul edip Rabbine yönelirse atası Hz. Âdemi örnek almış olur. Allah da Davud ve Süleyman gibi onu da bağışlar, hatta hiçbir kuluna vermediği yetki, servet ve saltanatı ona verir. 41 – Kulumuz Eyyûb’u da hatırla! Hani o Rabbine “Ya Rabbî, şeytan bana bir yorgunluk ve işkence dokundurdu.” diye yalvarmıştı. [65,3] 42 – Eyyûb’a “Ayağını yere vur! dedik, İşte sana kullanıp yıkanacağın ve içeceğin soğuk bir su!” 43 – Nezdimizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olmak üzere ona; ailesini, çevresini ve onların bir mislini lütfettik. 44 – Bir de ona “Eline bir demet sap al, onunla vur! Yemininden dönen durumuna düşme” dedik. Doğrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah’a yönelirdi. {KM, Eyub 2,8; 1,21-22} Denildiğine göre, Hz. Eyyub bir hadise dolayısıyla eşine yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Böylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine bildirilmişti Bu, belki de bu hususî durum ve benzeri durumlara mahsus bir fetvadır. Mesela eşi buna takat getiremezdi, yahut bu kadar ağır bir cezayı haketmemiş olabilirdi.. 45 – Ey Resûlüm Kuvvetli ve basiretli olan o zatları; kullarımız İbrâhim, İshak ve Yâkubu da an! 46 – Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kişiler kıldık. 47 – Üstelik onlar Bizim yanımızda seçkin ve hayırlı zatlardı. 48 – İsmâil’i, Elyasa ve Zülkifl’i de hatırla. Onların hepsi hayırlı insanlardı. [21,85; 6,86] Elyasa İlyas İsrailoğulları üzerine halifesi olup, sonra kendisine peygamberlik verilmiştir. Zülkifl hk. 21,85 âyetine bkz. Son cümle, peygamberlerin günahsız olduklarının delilidir. 49 – İşte bu bir zikirdir, bir hatırlatmadır. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir âkıbet vardır. 50 – O güzel yer Kapıları yalnız kendilerine açılmış olan Adn cennetleridir. 51 – Onlar orada kanapelere dayanarak birçok meyveler ve içecekler isterler. [56,18] 52 – Onların beraberinde, gözleri kocalarından başkasını görmeyen yumuşak bakışlı, aynı yaşta güzeller vardır. 53 – Bu hesap günü için size vaad olunan şeyler bunlardır. 54 – Gerçekten bu, Bizim ihsan ettiğimiz bir nasiptir ki onun asla biteceği yoktur. [16,96; 11,108; 41,8; 13,35] 55-56 – İşte bu, mutlularadır. Ama azgınlara kötü bir âkıbet vardır ki o da girip yanacakları cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o! 57 – Bu böyledir! İşte tatsınlar bakalım o kaynar suları ve irinleri! 58 – Bu böyledir! Daha bunlara benzer başka azaplar da vardır. 59 – İşte şunlar dünyada körü körüne maiyetinizde koşup giden gûruhtur! “Merhaba” olmasın, rahat yüzü görmesin o zalimler! Zira onlar cehenneme gireceklerdir. 60 – Tâbi olanlar onlara “Hayır, asıl size merhaba olmasın, rahat yüzü görmeyin sizler! Bu azabı bize getiren sizsiniz. O ne kötü yerdir!” 61 – Sonra hep birden dua edip derler ki “Ya Rabbena, kim bunları önümüze yığdı ise, Sen onun azabını kat kat artır!” [7,38] 62-63 – Azgınlar “Neden acaba dünyada kendilerini değersiz saydığımız birtakım adamları burada görmüyoruz? Aklımız sıra, onlarla alay ederdik! Yoksa gözlerimiz onlardan kaydı da onun için mi kendilerini göremiyoruz?” 64 – İşte bu, yani cehennemliklerin davalaşması kesin bir gerçektir. 65 – De ki “Ben sadece uyaran bir peygamberim. Şu kesin bir gerçektir ki tek hakim olan Allah’dan başka ilah yoktur. 66 – O göklerin, yerin ve ikisinin arasındaki varlıkların Rabbidir. Mutlak galiptir, çok mağfiret edendir. 67 – De ki “Bu Kur’ân pek mühim bir mesajdır. 68 – Ama siz ona sırtınızı dönüyorsunuz. 69 – Mele-i Âla sakinleri tartışırlarken kendi aralarında neler konuştuklarına dair bilgim yoktur. 70 – Şu var ki Bana sadece, açıkça uyarmak için gönderilen bir elçi olduğum vahyolunuyor.” 71 – Bir vakit Rabbin meleklere “Ben, dedi, çamurdan bir beşer yaratacağım. 72 – Onu iyice biçimlendirip ona Rûhumdan üfleyince hep birden, hürmet göstermek için ona secde ediniz.” 73 – Meleklerin hepsi secde ettiler. 74 – Lâkin İblis secde etmedi. O kibirlendi ve kâfirlerden oldu. 75 – Allah buyurdu “İblis! Benim ellerimle yarattığım mahlûkuma neden secde etmedin? Gururlandın mı, yoksa kendini çok yükseklerde mi görüyorsun? {KM, Mezmurlar 119,73} Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlaya yed el kelimesi bazan tekil olarak yedullah, 48,1 bazan çoğul olarak eydina 36,71, bazan da burada olduğu gibi tesniye olarak iki el, yedeyye izâfe edilir. Bunların her birinde Allah’ın şanına yaraşan bir mâna kasdedilmiştir. Bu durum, bir yönden de şuna delâlet eder Allah mutlaktır, beşer ifadesindeki kayıtlar onun vasıflarını ve icraatını anlatmaya yetmez. Birçok müfessire göre burada Allah Teâlanın bu tabiri kullanması, ihtimamla yaratmasından kinayedir. Yahut biri bedeni biçimlendirmeye, öbürü ruh üflenmesine işaret olmak üzere insanın ruh ve bedenini cemeden varlığını da hatıra getirebilir. 76 – İblis “Ben ondan üstünüm, çünkü beni ateşten, onu ise topraktan yarattın” dedi. 77-78 – Allah “Defol oradan! Sen artık kovulmuş birisin. Lânetim de, hesap gününe kadar senin üstündedir.” 79 – “Ya Rabbi, bana insanların dirileceği güne kadar mühlet verir misin?” dedi. 80 – Allah “Haydi sana mühlet verildi!” 81 – “Sen belirli bir vakte kadar izinlisin.” 82-83 – İblis “Öyle ise, senin izzetine yemin ederim ki ben de onların hepsini şaşırtacağım. Ancak Senin ihlasa erdirdiğin kullar bundan müstesnadır.” dedi. [17,62-65] 84-85 – Allah buyurdu “İşte bu doğru! Ben de şu hakikati söyleyeyim ki cehennemi, sen ve sana uyanlarla dolduracağım.” Bu sûre, bir bakıma, Kureyş önderlerinin “Kitap gönderilecek bir o mu kalmış!” iddialarına, 9-10. âyetlerdeki kısa cevaptan sonra verilen uzun bir cevap olup özetle şöyledir “Muhammed’i elçi seçmeme itiraz eden sizler, Âdemi kabul etmeyen İblis durumundasınız.” 86 – De ki Ben de irşad ve risalet hizmetinden dolayı sizden bir ücret istemiyorum ve ben size kendiliğinden bir iddia içinde bulunan biri de değilim!” [32,13; 17,63] 87 – Bu Kur’ân, ancak bütün milletler için bir derstir. 88 – Onun verdiği haberin doğruluğunu bir süre sonra siz de pek iyi öğrenirsiniz. [6,19; 11,17]
SAD SURESİ vel kur'ani ziz keferu fı ızzetiv ve ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey'üy melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey'üy semı'na bihaza fil milletil ahırah in haza ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil ma hünalike menzumüm minel kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir'avnü zül semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel mahşurah küllül lehu şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hel etake nebeül hasm iz tesevverul dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais haza ehıy lehu tis'uv ve tis'une na'cetev ve liye na'cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil le kad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba'duhüm ala ba'dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nec'alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec'alül müttekıyne kel enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu urida aleyhi bil aşiyyis safinatül kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a' le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü şeyatıyne küllü bennaiv ve aharıne mükarranıne fil ataüna femnün ev emsik bi ğayri inne lehu ındena le zülfa ve husne abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve bi riclik haza muğteselüm baridüv ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya'kube ülil eydı ve ahlasnahüm bi halisatin zikrad innehüm ındena le minel müstefeynel ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel zikr ve inne lil müttekıyne le husne adnim müfettehatel lehümül fıha yed'une fıha bi fakihetin kesırativ ve ındehüm kasıratüt türfi ma tuadune li yevmil haza le rizkuna ma lehu min ve inne lit tağıyne le şerra yaslevneha fe bi'sel fel yezukuhu hamımüv ve aharu min şeklihı fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi'sel rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı'fen fin kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel sıhriyyen em zağat anhümül zalike le hakkun tehasumü ehlin innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül hüve nebün anhü mu' kane liye min ılmin bil meleil a'la iz yuha ileyye illa ennema ene nezırum kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu secedel melaiketü küllühüm iblıs istekbera ve kane minel ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min fahruc minha fe inneke inne aleyke la'netı ila yevmid rabbi fe enzırni ila yevmi yüb' fe inneke minel yevmil vaktil ma' fe bi ızzetike le uğviyennehüm ıbadeke minhümül fel hakku vel hakka emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ma es'elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel hüve illa zikrul lil le ta'lemünne nebeehu ba'de hıynSAD SURESİ O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun ki o, Allah sözüdür. inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler "Bu yalancı bir sihirbazdır."5."İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"6, 7, ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde en son dinî inanışlarda duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir Kur'an içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden Kur'an'-dan şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler bakalım! çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi2 Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da böyle grupların her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak da müşrikler de ancak vakti gelince asla geri kalmayacak korkunç bir ses alay ederek şöyle dediler "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!" Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz hüküm verme yeteneği davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede Dâvûd'un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" biri şöyle dedi "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni bastırdı." dedi ki "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer dedik ki "Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır." göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? Kur'an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. Atlar gelince de bacaklarını ve boyunlarını okşamaya biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk hükümranlık bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de istediğine hesapsızca ver yahut verme" katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer Muhammed! Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını dedik "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyûb'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse Muhammed! Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile temizleyip ihlâslı kimseler onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir48.Ey Muhammed! İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler bunlar, hesap günü için size vaad bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır! azap, onu tatsınlar Bir kaynar su ve bir azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da aralarında şöyle derler "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir." grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" derler "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır." şöyle derler "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"63."Cehennemlik değillerdi de biz onları alaya mı almış olduk, yoksa buradalar da gözlerimizden mi kaçtılar?" bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir Muhammed! De ki "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."66."O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." ki, "Bu Kur'an, büyük bir haberdir."68."Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."69."Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa ileri gelen melekler topluluğuna dair benim hiçbir bilgim yoktu."70."Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor." Rabbin meleklere şöyle demişti "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım."72."Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin." bütün melekler topluca saygı ile İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden "Ey İblis! "Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" şöyle dedi "Öyle ise çık oradan cennetten, çünkü sen kovuldun."78."Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir." "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi80, şöyle dedi "Sen o bilinen vakte kıyamet gününe kadar mühlet verilenlerdensin."82, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" şöyle dedi "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum"85."Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."86.Ey Muhammed! De ki "Bundan tebliğ görevinden dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."87."Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür."88."Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz."
10 Haziran 2010 1128 _nesil Yasaklı ona görede siz yaramazlık yapıyorsunuz 10 Haziran 2010 1130 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı BU İŞLER HAKİMLER FALAN OLMAZALLAHIN ADALETİNE TERS GELDİĞİ AÇIK OLAN MEALLERE KARŞI ÇIKTIM DİYE KAFANIZDA KUTSALLAŞTIRDIĞINIZ O ZATLARDA SİZDEN DAVACI OLACAK ÇÜNKÜ ONLARDA ARAPÇAYI VE KURANIN AMACINI BİLDİKLERİ HALDE BÖYLE BİR MEAL YAPAMAZLAR, YAPANLAR ZATEN ART NİYETLİDİR, ANCAK SALİH İNSALAR BÖYLE KURANIN AMACININ DIŞINDA MANA VERMEZLER ASLA AMA SİZLER BUNU ANLAMAK İSTEMİYORSUNUZ, İNANCINIZA TESR HERHESİ AFOROZ ETME MERAKLISI OLUYORSUNUZ, KİM NE DERSE DESİN AHİRETTE BU İNADINIZDAN ÖTÜRÜ ÇOK PİŞMAN OLACAKSINIZ3858 ayetinde de göreceğimiz gibi ?arttırma / ikiye katlama / birleştirme? anlamına da Vakfı 55. Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek Haza ve inne lit tağıyne le şerra meabDiyanet Vakfı 56. Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma Cehennem yaslevneha fe bi?sel mihadDiyanet Vakfı 57. İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar!Arapçası Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassakDiyanet Vakfı 58. Buna benzer daha türlü türlü başkaları da Ve aharu min şeklihı ezvacDiyanet Vakfı 59. İnkârcıların liderlerine İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur denildiğin de, liderler Onlar rahat yüzü görmesin derler Onlar mutlaka ateşe Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar Diyanet Vakfı 60 . Liderlere uyanlar ise Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi?sel karar 10 Haziran 2010 1131 kuranmüslümanı Kapalı Sevgi Elçisi yine beni nik adaşımla karıştırıyorsun galiba 10 Haziran 2010 1131 * Wolüme one _ Kapalı Boşuna çırpınma , o ayetlerin özellikle de son rahman 7078 arasına da saldırını kötü niyet olarak görüyorum zira ayetlerde ki atıfların hiç biri bahçeye yada meyveye değildir..iyicie saçmaladın ...bak sen bizim kyanaklarımızı kabul etmediğin sürece, bende senin kaynaklarını kabul etmeyeceğim. ya peki sen neden kaynağı belli olmayan yazıları bize dikte ediyorsunn..hıhgg..huruyi yok etmeye çalışman senin bayanlara da düşman olabilirliğini de aklıma getirmiyor değil.... 10 Haziran 2010 1134 _nesil Yasaklı ilginç tespit baybars 10 Haziran 2010 1136 Güzel Ahlak Kapalı "Orada utangaç bakışlı öyle kadınlar vardır ki, bundan önce kendilerine ne bir insan ne de bir cin dokunmamıştır" er-Rahmân, 55/56.....ne bir insan ne bir cin dokunmamıştır sence bunlar kim ? 10 Haziran 2010 1139 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı Başka bir eşleştirme durumu 52. SURE 19-21 ARASI AYETLERDiyanet Vakfı 19. Onlara Yaptıklarınıza karşılık âfiyetle yeyin,için denilir.Arapçası Kulu veşrabu heniem bima kuntam ta?melunDiyanet Vakfı 20. Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak ?Onları,ceylan gözlü hurilerle evlendirmişizdirArapçası Muttekiine ala sururim masfufeh ve zevvecnahum bi hurin ıynDiyanet Vakfı 21. İman eden ve soylarından gelenlerde, imanda kendilerine tabi olanlar var ya! İşte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Onların amellerinden de bir şey eksiltmedik. Herkes kazandıklarına karşı bir Vellezine amenu vettebeathum zurriyyetuhum bi imanim elhakna bihim zurriyyetehum ve ma eletnahum min amelihim min şey? kullumriim bima kesebe rahin5220 bu ayeti tekrar okuyun, YİYECEK VE İÇECEĞİN YANINDA İMAN EDENLERE VERİLECEK SAF PINARLARI benim kaynağım KURAN dır, demek benim kaynağımı kabul etmiyorsun öylemizaten anlamıştım, sizler aklına her esenin yazdığı tefsirleri kaynak kabul ediyorsunuz ve zihninize küçük yaşlardan beri işlenen bu meallere de hiç yanlışsız kabul ederek ezbere ahirete gideceksiniz, benim kadınlarla sorunum yok, ne yani kadınlara düşman olmak hurileri yok etmekmi oluyor,peki siz kadınları çok sevdiğiniz içinmi hurileri heycanla bekliyorsunuz, kardeşim Allah ne verir ise razıyım, yeter ki biz aciz kullarından razı olsun,ben sadece göz göre göre Allaha yalan isnat edilmesine ve bugüne kadarda hep gerçek din düşmanlarına malzeme çıkarılmasına karışıyım, Allah beni niyetime, amelime ve inancıma göre yargılacak hiç şüphesiz, herkes güvendiği değerlere sımsıkı yapışsın bakalım kim haklı çıkacaksaygılar 10 Haziran 2010 1140 * Wolüme one _ Kapalı dur şimdi iyice çıldırtacaksın km yi yaff. belki orayı görmemiştiranlamamıştır.biz dün kamil beyle gereken şeyleri ilettik bu emmiye...ama bu emmim daha inat eder, habuki kendi verdiği bilgilerin kaynağı yokk...kime ait, neye ait, kim söylemiş. devşiriyor bakalım " " sitesinden 10 Haziran 2010 1143 * Wolüme one _ Kapalı Güzel ahlak kardeş, onlar meyve imişşşş...!!!-gılmanlara da bostan-karpuz felan derse şaşşmamak lazım. 10 Haziran 2010 1156 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı dalga geçmeyin ben defalarca yazdım 5556 yı okumadığınız ve okusanızda düşünmediğiniz ortaya çıkıyor sizlerin maşaallah böyle devam edin bakalımbelki öğrenirsiniz "ne insanın ne de cinnin dokunamadığı" nedir ozaman anlarsınız ama ş işten geçmiş olurdalganızı geçmeye devam edin bakalımsiz ayette geçmeyen kelimeleri meallere alırken millette buna inanırken günaha girmiş olmuyorsunuz, ayetlerin manalarıyla oynarken Allahtan korkmuyorsunuz ben ise din düşmanı görüleceğim öylemi, ALlaha sığınırım dinime ihanet etmekten, yazıklar olsun size 10 Haziran 2010 1214 Hakim Alajuan Kapalı BU İŞLER HAKİMLER FALAN OLMAZALLAHIN ADALETİNE TERS GELDİĞİ AÇIK OLAN MEALLERE KARŞI ÇIKTIM DİYE KAFANIZDA KUTSALLAŞTIRDIĞINIZ O ZATLARDA SİZDEN DAVACI OLACAK ÇÜNKÜ ONLARDA ARAPÇAYI VE KURANIN AMACINI BİLDİKLERİ HALDE BÖYLE BİR MEAL YAPAMAZLAR, ***sevgili şunu belirleyelim;Bunun kaynağı Yukardaki hedef saptırmanda olduğu gibi tefsirler veya mealler veya alimler değil hadis-i şerifler , burda hemfikirmiyiz? 10 Haziran 2010 1218 Hakim Alajuan Kapalı Yani o meallerde - tefsirlerde rivayetlerden yapılıyor..Ha eğer ben hadisleri hüccet olarak kabul etmiyorum diyorsan onu öyle ifade etmen lazım..Olayları müfessirlere yıkmaya çalışman sanki o alimler kendi kafalarından keyfi tefsirler yaptığı suçlamasını gündeme getiriyor.. 10 Haziran 2010 1219 sevgi_elcisi Genel Müdür ıhım ıhıııımmmmkuranmuslumanı abi dün baya yazdık bu konuda yazıştık..biz cennete değil ruyetullaha talibiz..biz hurilere değil sevgili efendimizi görmek arzularız..rabbim isterse meyveler verir isterse huriler..siz rabbimin rahmetine, şefkatine, kerimliğine, rezzaklığına sınır çekiyorsunuz..dikkat edin..o ayeti istediğiniz gibi yorumlayın... ama yorum yapma kabiliyeti elde etmek için çok fırın ekmek yemek lazım... dünden beridir size bir şey anlatmaya anlamaya çalışın biraz.. birşey ıspat etmeye kuralıçoğunluğun verdiği kararlarda uygunluk kadar dil bilimciler bu manayı çıkarmış onlara uymak yerine neden aykırı meal sizin hoşunuza gidiyor varsın meyva olsun varsın huri olsun ... neticesi rıza-i ilahi olsun..boşverin hocam.. 10 Haziran 2010 1220 bayezıd Daire Başkanı bi fıkra geldi aklımatemel birgün mahallenin imamına sorarhoca bize cennette 4 huri verecekleri doğru mu?hocaevet doğru derpeki bizim hanım cennete giderse ona ne verecekler?hocaonada 4 nuri verirlertemel sinirlenip eve dönmüşbi bakmış karısı namaz kılıyosinirlenip basmış tekmeyi-Nuri ha Nuri ha!!! 10 Haziran 2010 1229 sevgi_elcisi Genel Müdür temel imamlık yappmış mıydı? neyse hatlar karışmış galiba olsun ziyanı yok, önemli olan mesaj sağol kardeş 10 Haziran 2010 1333 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı hakim kardeş ben tefsircilerin tamamına laf atmıyorum, ancak anlatmak istediğim bilinçli olarak anlaşılmak istenmiyor, ben doğrudur sahih olarak inanılan hadisler sebebiyle böyle tefsirler yapılmış ama Kuranın bütünlüğüne bakılınca bu hadislerin sonradan uydurulduğu aşikar iken neden bunlardan zamanında kurtulunmadı, neden göz yumuldu onu anlamıyorum, birileri hala alay ediyor akıllarınca benimle varsın alay etsinler, bakalım ilminiz sizi nasıl kurtaracak, ben Allahtan başkasına körü körüne tastamam bağlanmam bu Allahın uyarısıdır ben böyle öğrendim böyle davranmaya çalışıyorum, kimseye şirin görünmek için mutmain olmadığım yorumlara inanacakta değilim, saygılar*****************sevgi elçisi kardeşimben kafama göre yorumlarmıyorum ayetlerin gerçek manaları her lügatte bellki açıp bakın, evet benim içinde huriymiş nuriymiş fark etmez,benim için önemli olan Allahın benden razı olması gerisi önemli değileğer ben bu yazdıklarımdan sorumluysam ki sorumluyum aksine rastlayana kadar da buna inanmaya devam edicemsizler bana Allahın haşa rahmetini, rezzaklığını sınırlandırmaya çalıştığımı ima ediyorsunuz, bakın asıl bu sözlerinizden ötürü sizlerin korkması lazım, titremeniz lazımAllahın rahmeti bir kaç bahçe, bir kaç meyve , pınar ve şelaleden ibaret değildir hele hele hurir diye de bir rızık yoktur olsa bundan kadın erkek herkese verilirdiordajki görevli meleklerin farklı isimleri ve yapılarını anlatan yaetlere hep dişil anlam verilerek kadına huriye yormuşlar bunda benim günahım nedir, zamanla zalim yönetimlerin İSlamın özünden kopmuş sultanların zorlamasıyla ansıl hadis uydurulmuşsa yine bu uydurulmuş hadislere göre zorlayarak tefsir yaptırılmış ve arapların kendi algılayışlarına göre bir cennet tasavvuru ortaya konmuş bundan benim suçum yoktabiki 1000 sene önce bu rivayetlwere göre tefsir yapılınca ve sonra gelenlerde bir öncekilere karşı çıkamadıkları ve onalrı sorgulayamadıkları için bu ayetelr hep huri diye anlaşılmaya başlamış ve hiç bir zaman Kuranın özüne Allahın adaletine uyuyormu denmemiş ezbere rivayetlere göre açıklanmış devam etmiş ,eeee ne olmuş yüzyıllarca desrlerde, medreselerde de bu şekilde oktulunca bu bir eğitim meselesi olunca kimse karşı çıkmamış ve zamanla normal bir şeymiş gibi algılanmış vede samimi olanlarda samimiyetle bunları bu şekilde öğrenmiş öğretmişler, şimdi bunları karşısına hatalar ortaya çıkarılınca, bizim sayımız çoktur, bir sürü zevat bunda ittafak etmiştir diyerek herkes bu meallere arapça bilemdeiğinden mecbur kalmıştır yoksa ben ne diye doğru olan birşeyi inkar ediyim ne zorum var bence salih, hakiki alilmlerde böyle bir tefsir v e meal yapmamışlardır ve bunlarıda ortadan kaldırmışlardır, engellemişler ve hapsetmişlerdir, aynen imamı azama yaptıkları gibi konuya devam edecek olursam bakşka bir meseleyide açıklamak isiyorum buyurun..En Kötü Tanım KEVAİB = TOMURCUKLANMIŞ GÖĞÜSLER?78 31-36DİYANET VAKFI 31. ŞÜPHESİZ TAKVÂ SAHİPLERİ İÇİN DE BAŞARI ÖDÜLÜ İNNE LİLMUTTEKIYNE MEFAZENDiyanet Vakfı 32. Bahçeler,bağlar,Arapçası Hadaika ve a?nabenDİYANET VAKFI 33. GÖĞÜSLERİ TOMURCUK GİBİ KABARMIŞ YAŞIT KIZLAR,Arapçası Ve keva'ıbe etrabenDiyanet Vakfı 34. Ve içki dolu kaseler .Arapçası Ve ke'sen dihakanDiyanet Vakfı 35. Onlar orada ne boş bir lakırdı ne de yalan La yesme?une fiyha lağven ve la kizzabenDiyanet Vakfı 36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, Cezaen min rabbike ataen hısabenBazı Kuran çevirilerinde ve lügatlarda, kevaib kelimesinin İslam'ın mesajına hiç yakışmayan tanımlarına rastladım. Bunlara göre bu kelime kadınların göğüslerini anlatıyordu. 7831 e bakılırsa cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bu ödüllerin takva sahiplerine bahşedileceğini görebiliriz. Kadınlara da tomurcuklanmış göğüslü huriler mi verilecek? Bir önceki ayetin içeriği 7832 bahçeler ve bağlar. Kevaib kelimesinin tekili "kâbe" dir. Bu Kuran'da geçen Kabe'nin dışında tek bir üzümü anlatmak için de nadir rastlanan bir anlam da değildir, Kuzey Afrika da hala üzüm için bu kelime kullanılıyor. ayette çevirmenlerin hayal ettiği gibi bir isim yok kız, kadın vs? Kevaib ancak "etraben" hep aynı kalan / bozulmayan sıfatını niteleyen özne 7832 ve 7833 ayetleri arasındaki mantıksal bağlantıya da dikkatinizi çekerimBahçelerde, bağlar var 7831.Bağlardan kişi üzüm toplayabilir 7832.Üzümlerden, içki elde edilebilir 7833.Üç ayet de bahçeleri, meyveleri ve içecekleri anlatıyor. Bağlar ve bahçeler 7831 ile dolu kadehlerin arasına konulan "huriler ayetin manasını ayetleri aynı zamanda 7822-27 ayetlerinin zıttı olarak düşünülebilir. İlki takva sahiplerinin bahçeler, meyveler ve içecekler ile başarısını diğeri ise azgınların cehennemde içecek soğuk bir şey bulamayacağını ancak kaynar su ve irin içeceklerini anlatıyor 7825."Etraben" sıfatı genelde "aynı yaş/yaşıt" olarak çevrilir. Diğer anlamları ise tüm nitelikleri ve görünüşleri ile "birbirine uyan" veya "bozulmayan" dır. 10 Haziran 2010 1346 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı 38. SURENİN 52. AYETİ ve ?kasıratüt türfi etrabun?38. SURENİN 49. VE 54. ARASIDAKİ AYETLERDiyanet Vakfı 49. İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah?a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meabDiyanet Vakfı 50. Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvabDiyanet Vakfı 51. Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler Müttekiıne fıha yed?une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerabDiyanet Vakfı 52. Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller Ve ındehüm kasıratüt türfi etrabDiyanet Vakfı 53. İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler Haza ma tuadune li yevmil hısabDiyanet Vakfı 54. Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad3851 ayeti takva sahiplerinin dinlenirken meyve ve içecek isteyecekleri belirtiliyor. 3852 de bu çağrıya bir cevap olarak hemen uzanacakları yerde istediklerinin biteceği anlatılıyor. Meyvelerin ve içeceklerin hiçbir zaman bozulmayan ferahlatıcı bir tadı olacak. EŞLERDEN ayetinde bu RIZKLARIN le rizkuna ma lehu min nefad HURİLERİN DEĞİL tükenmeyecek kadar olduğu vurgulanıyor. 10 Haziran 2010 1400 mstfsrky Yasaklı jeff dunhamda terörist ahmet canlandırmasında aynısını söylemişti"cennette hurilerle ödüllendirileceklerine inananlar boşuna bekler" 10 Haziran 2010 1410 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı Kısalan göz kapakları olacak, yumurtalar gibi korunmuş gözler 3748-49Paragrafın başlığı şaka mahiyetinde değildir, ayetin kelime kelime çevirisi Vakfı 40. Bu azaptan Ancak Allah?ın hâlis kulları istisna İlla ıbadellahil muhlesıynDiyanet Vakfı 41. Bunlar için bilinen bir rızık Ülaike lehüm rizkum ma?lumDiyanet Vakfı 42. Türlü türlü meyveler vardır. Ve onlar Fevakih ve hüm mükramunDiyanet Vakfı 43. Naim cennetlerinde .Arapçası Fı cennatin neıymDiyanet Vakfı 44. Tahtlar üzerinde karşılıklı Ala sürurim mütekabilınDiyanet Vakfı 45. Onlara pınardan doldurulmuş kadehler Yütafü alyhim bi ke?sim mim meıynDiyanet Vakfı 46. Berraktır, içenlere lezzet Beydae lezzetil lişşaribınDiyanet Vakfı 47. O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş La fıha ğavlüv ve la hüm anha yünzefunDiyanet Vakfı 48. Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler Ve ındehüm kasıratüt tarfi ıynDiyanet Vakfı 49. Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi Ke ennehünne beydum meknun"Taraf" göz kapağı değil de uzuv olarak aldığımızda, "kasıratüt tarfi" tabiri "bakışlarını kaçıran" değil de "hemen yakında / ellerin altında" olacaktır. "Ayn" göz/pınar kelimesi de yine pınarları anlatıyor. Yumurtalar olarak çevrilen "beydun" kelimesi 3746 ayetinde geçen "beydae" kelimesinin tekilidir. Böylece 3748-49 yeni çevirisi şöyle oluyor"Ellerinin altında / hemen yakınlarında pınarlar olacak""İyi korunmuş kristal beyazımsı / beyazı gibi"Dikkat ederseniz 3741 ayeti yine rızıklar üzerinde vurgu yapıyor. 10 Haziran 2010 1424 Kuranmüslümani Müsteşar Yardımcısı "Ebkaren" Bakireler demek mi? 563656. SURENİN 27 VE 38 ARASINDAKİ AYETLERDiyanet Vakfı 27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!Arapçası Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyniDiyanet Vakfı 28. Düzgün kiraz ağacı,Arapçası Fiy sidrin mahdudinDiyanet Vakfı 29. Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,Arapçası Ve talhın mendudinDiyanet Vakfı 30. Uzamış gölgeler,Arapçası Ve zıllin memdudinDiyanet Vakfı 31. Çağlayarak akan sular,Arapçası Ve main meskubinDiyanet Vakfı 32. Sayısız meyveler içindedirler;Arapçası Ve fakihetin kesiyretinDiyanet Vakfı 33. Tükenmeyen ve yasaklanmayanArapçası La maktu?atin ve la memnu?atinDiyanet Vakfı 34. Ve kabartılmış döşekler Ve furuşin merfu?atinDiyanet Vakfı 35. Gerçekten biz hurileri apayrı biçimde yeni İnna enşe?nahunne inşaenDiyanet Vakfı 36. Onları, bakireler Fece?alnahunne ebkarenDiyanet Vakfı 37. Eşlerine düşkün ve Uruben etrabenDiyanet Vakfı 38. Bütün bunlar sağdakiler Liashabilyemiyni5635-37 arası tekrar "hatalı hüviyet" e örnek. Bu ayetler bir özne içermiyor huriler, kadınlar vs?. Sadece 5635 te dişil çoğul zamir "-hunne" enşe'na-hunne var. Aynı şekilde 5636 da da birşeye hitap eden -hünne zamiri mevcut Fece'alna-hunne. Bu zamir 5634 te geçen özneyi rahat mobilyalar / yükseltilmiş döşekleri furuşin merfu'atin niteliyor. Gramerdeki hatayı görmüş olacak ki M. Esed "Message of the Quran" kitabında yükseltilmiş eşler olarak çevirmiş. Aslında kanepe veya döşek anlamına gelen "firaş" kelimesinin mecaz olarak eşleri anlattığını not eşler "ezvec" olarak geçer yani bu çeviri zorlamadır. Üstelik 5634-37 de anlatılan "kişi veya kişiler" ödüllendirilmiyor, aksine onlarda ödülün bir parçası ve cennetteki nesneler ile birlikte listelenmişler."Ebraken" kelimesini bakire olarak çevirmek nahoş ve kabul edilmez bir şeydir. Arapça da bakire kelimesi "?ıdrae" dir ve Kuran'da geçmez. Bu kelimenin anlattığı şeyin mobilyalar olduğunu öğrendiğimize göre alternatif anlamlara bakıyoruz taze / yeni / temiz. Bu cennetteki diğer nesnelerin tanımı ile tutarlılık gösteriyor temiz olmaları. "Uruben" temiz, kusuru bulunmayan demektir. "Etraben"i zaten gördük. Her nitelik bakımında uyumlu / bozulmayan demek. Şimdi 5634-37 nin muhtemel çevirisini yapalımVe yükseltilmiş döşekler,Biz onları o şekilde yarattık,Onları temiz / yeni kıldık,Kusursuz ve eskimeyen / uyumluSağdakiler için! Toplam 103 mesaj
İçeriğe atla Şüphesiz ki, rızkı veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır. Sizlere 4 hafta sürecek bir uygulama öğreteceğim. Biiznillah çok kısa zamanda ummadığınız yerden rızklar hanenize yağacaktır. Aşağıda vereceğim terkibi, adedi muhafaza ederek 4 hafta boyunca okumanızdır. Yorumlarda sürekli aynı soruları soruyorsunuz. Tekrar yineliyorum. Bu uygulamada her hafta farklı ayet okunacak. Ayetler 7 gün boyunca okunacak. Toplamda 28 gün okuma yapmış olacaksınız. Okunacak Ayetler 1. Hafta Okunacak Dua İnne hâzâ le rizkunâ mâ lehu min nefed 7 gün boyunca günde 313 kere okuyun 2. Hafta Okunacak Dua Ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahrecâ, Ve yerzukhu min haysu lâ yehtesib 7 gün boyunca günde 313 kere okuyun 3. Hafta Okunacak Dua Ve zallelnâ aleykümül ğamâme ve enzelnâ aleykümül menne ves selvâ 7 gün boyunca günde 313 kere okuyun 4. Hafta Okunacak Dua Ve men yettekıllâhe yec’al lehu min emrihî yusrâ 7 gün boyunca günde 313 kere okuyun Sitemizde paylaştığımız diğer rızık dualarından faydalanmak için lütfen BURAYI tıklayınız. NOT Sadece Youtube kanalında paylaştığımız çok etkili rızık duaları ve diğer video paylaşımlarımızı kaçırmamanız için lütfen BURADAN kanalımıza abone olmayı unutmayın. Sponsorlu Video Yazı dolaşımı İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için çerez kullanıyoruz. Kabul Et
inne haza le rizkuna ma lehu min nefad