🕹️ Allah In En Çok Sevdiği Zikir
ÂlemlerinRabbi Allah içindir.” (En'am Sûresi 162.ayet) Gerçekten o dünya malını çok sevdiği için katıdır.Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak. De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O
DuaMelekleri Dua Sitesi Şifa Duaları ve Etkili zikirler Sınav duası Ayetler Sureler Dua islam Sitemizden Öğrenebilirsiniz. Allah'ın en sevdiği dua Allah'ın en sevdiği dua nedir Allah'ın en sevdiği dua oku. Allah'ın en sevdiği dua Dua 23.9.17. En Çok Okunanlar. Kunut Duaları - Kunut Duası 1 - Kunut Duası 2
Buzikir, Üveys Veysel Karane zikridir. Yapılan zikirlerin en kolayı ve en doğrusudur. Yüce kitabımızda 150’den fazla yerde açıkça, gizli olarak da 100 yerde zikirden bahsetmekte, bir başka deyişle Yüce Kitabımızın her 23-24 ayetinden birinde zikirden bahsetmektedir. Son düzenleme: 26 Mart 2017.
Category Ahlak Gelişimi Dualar Etiketler: Allah çok sevdiğini alır, Allah in EN Sevdiği Peygamber, Allah ın ne güzel kulları var, Allah ın sadık kulları kimlerdir, Allah ın sevdiği davranışlar, Allah ın sevdiği genç, Allah sevdiği kulu, Allahin sevdiği kullar nasıl olur
Yarattığıher şey O'nu zikretmektedir. Çünkü Allah (c.c) her şeyi yoktan var ettiği için taş dahi yaratılmasının şükrünü Rabb'ini zikrederek yapar. Nitekim Peygamber Efendimizin elindeki taşların zikrinin duyulmasına dair aktarılan hadisler, bu hakikate işaret etmektedir. Kur'an'ı Kerim'de yer alan: “Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tespih
Cevap Günlük okunması gereken zikir sözcükleri nelerdir? Desert Rose. Allah’ı anmak ve devamlı gündemde tutmak şüphesiz en büyük ibadettir" (Ankebut: 29/45) "Öyleyse siz, bütün zamanlarınızda beni anın, beni gündeminizden çıkarmayın ki ben de sizi her an bağışlamak ve sevap vermekle anayım".
RasulullahSallu Aleyhi Ve Sellem buyurdu ki: “ Allah’ın en sevdiği dört söz şunlardır: Subhan, Elhamdulillah, La ilahe ill ve Allahu ekber. Hangisiyle başlasan sakınca yok.”. [1] Yine buyurmuştur ki: “Muhakkak ki benim Subhan, Elhamdulillah, La ilahe ill ve Allahu ekber demem, benim için üzerine güneşin doğduğu her
Gündezikir sayısı : 298 Dünya ve Ahirette Allah'ın sevgilisi olmak Er- RAHÎM PAZAR Çok merhamet eden, büyük nimetler veren. Günde zikir sayısı :258 Maddi ve Manevi Rızıklar Es- SELÂM PAZAR Kullarını selamete çıkaran, Cennetteki bahtiyar kullarına selam veren Günde zikir sayısı : 131 Korkulan herşeyden korunmak El
EbuDerda Hz. Rasûlullâh ’ın Davud AleyhisSelâm için “İnsanların en çok ibadet edeniydi” dedikten sonra şöyle anlatıyor: “Davud’un duasında sözü şuydu: Allâh’ım senden seni sevmeyi, seni seveni sevmeyi, senin sevgini ulaştıracak ameli sevmeyi dilerim. Allâh’ım, sevgini bana nefsimden, ailemden ve soğuk sudan
ymZ7. Sual Zikir nedir ve nasıl yapılır? CEVAP Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki Zikir, hatırlamak, anmak demektir. Hatırlamak da kalble olur. Söylemekle olmaz. Şimdi üç türlü zikir bilinmektedir 1- Dille, söylemekle yapılan zikirdir. Söylerken, kalb birlikte hatırlamaz. Yalnız dille söylenen zikrin, kalbi temizlemekte faydası pek az olur. İbadet sevabı hâsıl olur. Aşağıdaki âyet-i kerime kalben zikretmeyenler içindir Kalbleri Allahü teâlâyı zikretmeyenlere azap vardır. [Zümer 22]2- Yalnız kalble yapılan zikirdir. Dil söylemez. Üç ayet meali şöyledir Rabbinizi, yalvararak ve gizli ve sessiz çağırınız! [Araf 55]Kalbler, ancak Allahı zikretmekle itminana [sükûna, rahata] kavuşur [Rad 28]Rabbini, içinden zikret! [Araf 205]Daha başka birçok âyet-i kerimede ve sayısız hadis-i şeriflerde ve din büyüklerinin kitaplarında bu zikir Dille kalbin birlikte yaptığı zikirdir. Allah adamları, Evliya-i kiram, yükseklere eriştikten sonra, böyle zikri yapabilirler. Kalble yapılan zikir, en önce Fahr-i âlem efendimizin hicret gecesinde, Sevr dağındaki mağarada, Hazret-i Ebu Bekr-i Sıddık’a diz üstüne oturtup, gözlerini kapamasını emrederek sessiz yaptırdığı zikirdir. İki âyet-i kerime meali Hep sadıklarla birlikte bulunun! [Tevbe 119]Rablerini isteyenlerle beraber olmağa çalış! [Enam 52]Bu iki ayeti kerime meali büyüklerle rabıtayı bildiriyor. Bu rabıtayı yapmak, Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur hadis-i şerifine uymaktır. Bunlar gibi, başka âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler de Can-ı Canan hazretleri buyuruyor ki Üç türlü zikir vardır 1- Kalb karışmadan, yalnız dil ile söylemektir. Bunun faidesi Ağızla söylemeyip, yalnız kalble yapılan zikirdir. Buna, tasavvufta Zikr-i hafi denir. Bu da, yalnız Zat-ı ilahiyeyi zikirdir. Yahut sıfatlarını düşünerek yapılır. Nimetleri de düşünülürse Tefekkür Kalble ve dille birlikte zikirdir. Dille kendi işitecek kadar söylenirse, buna da Zikr-i hafi denir. Âyet-i kerimede emrolunan, bu zikr-i hafidir. Başkası da işitirse Zikr-i cehri denir. Âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, zikr-i hafinin zikr-i cehriden efdal olduğunu gösteriyor. Resulullahın hazret-i Ali’ye öğrettiği zikr-i cehri, kendi işitecek kadar olan zikirdir ki, hakikatte zikr-i hafi demektir. Zikirden önce kapıyı kapattırması da, böyle olduğunu gösteriyor. Makamat-i Mazheriyye Allahtan başka şeylerin sevgisini, onlara düşkün olmağı kalbden çıkarmak içindir. Kalbin mahlûklara bağlılığını yok etmek için en iyi ilaç zikirdir. Hadis-i şerifte, Zikrederek, kalblerinin yükünü hafifletenlerin yolunda olun! buyuruldu. Bunun için, “Allah’a, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, kalbin mahlûklara olan bağlantılarını kesmek, onu dünya zevklerine düşkün olmaktan kurtarmak lazımdır. Kalbi kurtarmak için de, zikirden daha faydalı bir ilaç yoktur” demişlerdir. Tefsir-i aziziAllahü teâlâyı hatırlamak, Onun ismini söylemekle veya çok sevdiği bir Velisini görmekle olur; çünkü hadis-i şerifte, Onlar görüldüğü vakit, Allah hatırlanır buyuruldu. İsmini işitirken, söylerken, başka şey düşünülebilir. Onu hatırlamak şüpheli olur. Onu devamlı hatırlamak için, her gün binlerce söylemek lazım olur. Evliyayı severek, inanarak görünce, muhakkak hatırlanacağı müjdelendi. Görmek gözle olduğu gibi, Velinin şeklini, suretini, kalbine, hayaline getirmekle de, görmüş gibi olup, Allahü teâlâyı hatırlamaya sebep olur. Böyle, kalble görmeye rabıta denir ki, kalbi, Allahü teâlâdan başka şeyleri sevmekten, onları düşünmekten kurtaran vasıta ve temiz kalbe, ihlâsa kavuşturan Rabbani hazretleri, 231. ve 266. mektuplarında, yüksek sesle zikrin bid’at olduğunu hâcegân nedir? Sual İmam-ı Rabbânî hazretlerinin hatm-i hâcegânı nasıldır? CEVAP Hâce hoca, hâcegân ise hocalar demektir. Hatm, Kur’an-ı kerimi veya bir zikri baştan sonuna kadar okuyup bitirme demektir. Hatm için hatim veya hatme de deniyor. Hatm-i hâcegân, Nakşibendî yolunda okunan belli bir zikir demektir. Buna hatme-i hâcegân da gün beş yüz kere kelime-i temcid yani Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh okumak, başlarken ve bitirince yüz kere salevat-ı şerife getirmek İmam-ı Rabbânî hazretlerinin hatm-i hâcegânıdır. Ehl-i sünnet itikadında olup da bu büyük zatı seven, bu tesbihi kendine ders edinmeli, her gün düzenli Muhammed Mâsum hazretleri buyuruyor ki Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevat-ı şerife okuyup dua etmelidir. 2/33Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh kelime-i temcidini bir seferinde 500 kere okumak şart değildir. Parça parça da okunabilir. Abdestli okumak da şart değildir. Ancak abdestli okunması elbette daha faziletli ve isteklerimizin yerine gelmesi ve sıkıntılardan kurtulmak için kelime-i temcidi 500 kere okumalı. Bu, İmam-ı Rabbânî radıyallahü anh’ın hatm-i hâcegânıdır. Kıymetsiz YazılarDinimize, dünyamıza gelecek zararlardan kurtulmak için her gün 500 defa kelime-i temcid okumalıdır! Tefsir-i Mazheriİmam-ı Rabbânî hazretleri, cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh-il-aliyyil azîm okunmasını emrederdi. Berekat-S. EbediyyeBir hadis-i şerif “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh-il aliyyil azîm” okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır. [Hâkim, Ebu Nuaym]Kelime-i temcid okumak, bu kadar kıymetli olduğu gibi, salevat-ı şerife okumak da çok kıymetlidir. Bir hadis-i şerif Her gün yüz defa salevat-ı şerife getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve Kıyamette şehitlerle beraber olur. [Taberanî]Hatm-i hâcegân okununca, hem salevat-ı şerife getirilmiş, hem de kelime-i temcid okunmuş çekmek çürümüşlükmüş Sual Yalnız Kur’an diyen bir profesör, Allah’ı anmak için, eline tesbih veya zikirmatik alıp Allah, La ilahe illallah demek çürümüşlüktür! Allah’ı hatırlatacak çok şey var. Bu, lüzumsuzdur diyor. Zikir çekmeye, yani Allah’ı hatırlamaya çürümüşlük denir mi? CEVAP Çok çirkin bir yakıştırma bu! Allah’ı hatırlatacak çok şey var. Namaz, oruç, Kur’an okumak Allah’ı hatırlatır. Ama namaz kılan birine, Allah’ı hatırlatan başka şey var, namaz kılma! veya Kur’an okuyan birine, Allah’ı hatırlatan çok şey var, Kur’an okuma denir mi? Zikir çekene de, Allah’ı hatırlatan çok şey var, zikir çekme! denir mi? Yapabildiği kadar hepsinden yapsın. Zikir, Allah’ı anmak, hatırlamak demektir. O kişinin zikir çekmesinin, herhangi bir yolla Allahü teâlâyı hatırlamasının, kime ne zararı olur? Çürümüşlük diyerek zikre, Allah’ı anmaya karşı çıkmak, mümin kişinin imanına zarar Rabbânî hazretleri buyuruyor ki Kalbi itminana kavuşturan tek yol vardır. Bu da, Allahü teâlâyı zikretmektir. Akılla, kalb itminana kavuşamaz, yani tatmin olmaz. Bir âyet-i kerime meali Kalbler, ancak Allah’ı zikretmekle itminana [sükûna, rahata] kavuşur. [Rad 28]Görüldüğü gibi zikri Allahü teâlâ emrediyor. Bir âyet-i kerime meali de şöyledir Ey müminler Allah’ı çok zikrediniz! [Ahzab 41]Mezhepsiz İbni Teymiyye El-Ubudiyyet kitabında, Allahü teâlânın ismini zikretmenin bid’at ve dalalet olduğunu bildirmektedir. Acaba bu profesör, İbni Teymiyyeci midir? Sapıklardan öğrendikleri yanlış şeyleri, dinin emri imiş gibi, Müslümanlara anlatmaya çalışıyor. Müslümanlar, etikete Allahü teâlâyı hatırlamaktır Sual Zikir ne demektir, bazı televizyonlarda gösterildiği gibi el ele tutarak dönmek midir, nedir zikretmek? Cevap Zikretmek, Allahü teâlâyı hatırlamak demektir. Bu da, kalp ile olur. Zikredince, kalp temizlenir. Yani kalpten dünya sevgisi çıkar, Allah sevgisi yerleşir. Birçok kimselerin, bir araya toplanarak hayhuy etmesi, oynaması, dönmesi, zikir değildir. Yüz seneden beri, tarikat diyerek, birçok şey uyduruldu. Din büyüklerinin, Eshab-ı kiramın yolu unutuldu. Cahiller, hatta fasıklar şeyh olarak zikir ve ibadet ismi altında, günah işledi. Hele son zamanlarda, haram girmeyen, mezhepsizlik karışmayan bir tekke kalmamıştı. Bugün İslâm memleketinde, tasavvuf âlimi yok gibidir. Fakat sahte mürşitler, Müslümanları sömüren tarikatçılar çoktur. Din büyüklerinin, eskiden kalma, halis kitaplarını okuyup, ibadetleri bunlara göre doğrultmalıdır. Tarikatçılık, şeyhlik, müritlik gibi isimlerin perdesi altında iş gören zındıklara, mal ve din hırsızlarına aldanmamalı, bunlardan kaçınmalıdır. İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki “İmanı, itikadı düzelttikten ve İslâmiyete uygun ibadetleri yaptıktan sonra, vakitleri, kalbi temizlemek ile mamur etmek lazımdır. Allahü teâlâyı hatırlamadan, bir an geçirmemelidir. Vücut, eller, ayaklar dünya işleri ile uğraşırken, kalp hep Allahü teâlâ ile olmalı, Onu hatırlamakla lezzet duymalıdır. Kalbin temiz olmasından maksat, Ondan başkasının sevgisini kalpten çıkarmaktır. Kalbin hasta olması, işte bu çeşitli bağlılıklardır. Bu bağlılıklar kesilip atılmadıkça, hakiki iman nasip olmaz. İslâmiyetin emirlerini ve yasaklarını yerine getirmek kolay ve rahat olmaz.”Çarşıda, işte Allahü teâlâyı zikretmek Sual İşe giderken, işten gelirken, iş arasında, çarşıda, pazarda, kelimeyi tevhid, salevat ve benzeri tesbihleri okumanın, söylemenin mahzuru olur mu? Cevap Konu ile alakalı olarak Kimyâ-i se’âdet kitabında buyuruluyor ki “Çarşıda, işte Allahü teâlâyı zikir, tesbih etmeli, her an Onu hatırlamalıdır. Dili ve kalbi boş kalmamalıdır. İyi bilmelidir ki, o anda kaçırdığını, bütün dünyayı verse, bir daha eline geçiremez. Gafiller arasındaki hatırlamanın sevabı çok olur. Resulullah efendimiz buyurdu ki Gafiller arasında Allahü teâlâyı zikreden kimse, kurumuş ağaçlar arasında bulunan yeşil fidan gibidir ve ölüler arasındaki canlı gibidir ve harpte kaçanlar arasında, arslan gibi döğüşenler gibidir. Bir kere de buyurdu ki Çarşıya giderken, lâ ilâhe illallah, vahde hü lâ şerîke leh, le hül mülkü ve le hül hamdü, yuhyî ve yümît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi yedi-hil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr diyen kimseye, iki milyon sevap yazılır. Bu hadis-i şerifte olduğu gibi, sevap veya günah miktarını, göklerin büyüklüğünü, uzaklıklarını ve ahiretteki zamanları, dünyanın yaratılışını, mahlukların sayısını bildiren hadis-i şeriflerdeki çeşitli rakamlar, miktar sayısını göstermek için değil, miktarın çokluğunu anlatmak içindir. Mesela bir kimseye, birkaç defa, zahmet çekerek gidip bulamayarak canı sıkılan biri, o kimseyi görünce, seni on defa aradım, bulamadım, demesi gibidir. Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri buyurdu ki “Pazarda çok kimse vardır ki, sofiler halkasında oturanlardan daha kıymetlidir.” Bir kere de buyurdu ki “Öyle kimse tanıyorum ki, pazarda her gün üçyüz rekat namaz kılmakta ve otuz bin tesbih okumaktadır.” Bazısı demiştir ki, bu kimse, kendisidir… Hülasa, dine, ibadetine yardım niyeti ile dünyaya çalışanlara, hep böyle sevap vardır. Yalnız para kazanıp, dünya malı toplamak için çalışanlar, sevaptan mahrum kalır. Hatta bunlar, camide, namazda iken de, kalpleri dükkânın hesabındadır, fikirleri dağınıktır.”İnsan, sevdiğini çok zikreder Sual Allahü teâlâyı ve Onun sevdiklerini sevmenin alameti, onların yolunda bulunmak ve onları çok hatırlamak mıdır? Cevap Kalp hastalığının ilacı, İslâmiyetin emirlerine uymak, yasak ettiklerinden sakınmak ve Allahü teâlâyı çok zikretmek, yani ismini ve sıfatlarını hatırlamak, kalbe yerleştirmektir. Çünkü insan sevdiğini hiç unutmaz…Vaktiyle Muhammed Şüveymî hazretlerinin yanına biri gelerek, sıkıntıda olduğunu, bunun için kendisine yardımcı olmasını ister ve çok yalvarır. Bu kimse, bir kadınla evlenmek ister fakat o kadın bunu kabul etmez. Gelen kimsenin derdini dinleyen Muhammed Şüveymî hazretleri, ona sessiz bir oda göstererek; -Buraya gir, kapıyı kapat ve devamlı olarak o kadının ismini söyle! buyurur. Orada bulunanlar, ilk bakışta bir mana veremezler ise de, hocalarının sözlerinde bir hikmet bulunacağını düşünüp, neticeyi beklemeye başlarlar. O kimse ise, gece, gündüz evlenmek istediği kadının ismini söylemeye devam eder. Bir müddet geçtikten sonra, kaldığı odanın kapısı vurulur ve;-Ben filan kadınım, senin için geldim, kapıyı aç demektedir. Adam bu kadının önceki hâlini, bir de şimdiki hâlini düşünür ve birden kalbi değişir, kendi kendine; “Mademki sevdiğine, ismini çok anmakla kavuşuluyor. O hâlde ben niye başka şeylerle meşgul oluyorum. Rabbimin ismini zikretmekle meşgul olur, Ona ulaşmayı tercih ederim” diye düşünür. Kadını geri gönderir, kendisi Allahü teâlânın ismini zikretmekle meşgul olmaya başlar. Böylece kalp gözü açılır ve evliyalık yolunda ilerlemeye başlar. Bu hâli görenler, Muhammed Şüveymî hazretlerinin o kimseyi, o odaya koymasının hikmetini böylece anlamış olurlar…İnsanın saadete kavuşması için, âdetlerinde, ibadetlerinde, kısacası her işinde din ve dünya büyüklerinin reisine benzemesi lazımdır. Beden ve kalple erişilebilecek bütün yüksek dereceler, Resûlullah efendimizi sevmeye bağlıdır. Bunun için, ibadetlerin en kıymetlisi, Allahü teâlânın dostlarını sevmek ve düşmanlarını sevmemektir. Dostun sevdiklerini sevmek, düşmanlarını sevmemek, insanda kendiliğinden hasıl olur. Seven kimse, eğer sevgisi samimi ise, sevdiğine her konuda itaat eder ve onu hiç unutmaz. Peygamber efendimiz buyurdu ki İnsan, sevdiğini çok zikreder, hatırlar.Zikir, kendini gafletten kurtarmaktır Sual Zikir, sadece Allah isminin çokça söylenmesi midir, başka şekilde zikir olmaz mı? Cevap Zikir, Allahü teâlâyı hatırlamak demektir. Bu da, kalp ile olur. Zikredince, kalp temizlenir, kalpten dünya sevgisi çıkar ve Allah sevgisi yerleşir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki “Zikir demek, kendini gafletten kurtarmak demektir. Gaflet, Allahü teâlâyı unutmak demektir. Zikir, yalnız Kelime-i tevhidi söylemek ve tekrar tekrar Allah demek değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kendini gafletten kurtarmak, zikir olur. İslâmiyetin emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmak, hep zikirdir. İslâmiyetin emirlerini gözeterek yapılan alışveriş, İslâmiyete uygun olarak yapılan nikâh, boşanma zikir olur. Çünkü, bunları yaparken, emirlerin, yasakların sahibi hep hatırlanmakta, gaflet gitmektedir. Şu kadar var ki, Allahü teâlânın isimleri ve sıfatları ile yapılan zikir, çabuk tesir eder, sevgisini hasıl eder ve çabuk kavuşturur. Emirlere, yasaklara yapışmakla hasıl olan zikir, böyle değildir. Bununla beraber, böyle zikirlerden bazısının da, çabuk netice verdiği, pek az olarak görülmüştür. Bundan başka, isim ve sıfat ile yapılan zikir, İslâmiyete uymakla olan zikre sebep olur. Çünkü, dinin sahibini tam sevmedikçe, her işte İslâmiyeti gözetmek çok güç olur. Tam muhabbeti, sevgiyi elde etmek için de, isim ve sıfatla olan zikir lazımdır. O hâlde, İslâmiyete uyarak zikir ile şereflenmek için, önce isim ve sıfatla olan zikir lazımdır. Evet, cenâb-ı Hakkın lütfu ve ihsanı ayrıdır. Hiç sebep olmadan, dilediğini, dilediğine ihsan eder. Nitekim Şûrâ sûresinde, 13. âyet-i kerimede mealen; Allahü teâlâ, dilediğini seçerek kendine kavuşturur buyruldu.”Sual Zikir, sadece Allahü teâlânın ismini çokça söylemek midir? Cevap Mektûbat kitabında buyuruluyor ki “Resûlullah efendimize uygun olan her iş, hatta alış veriş bile zikir olur. O halde, her hareketin, her duruşun, Resûlullah efendimize uygun olması lazımdır. Böylece, hepsi zikir olur. Zikir demek, gafleti gidermek, Allahü teâlâyı hatırlamaktır. İnsan her hareketinde, her işinde, Allahü teâlânın emrini ve yasağını gözetince, emir ve yasakların sahibini unutmaktan kurtulur ve daim zikir etmiş olur.”
Sana Allah'ın en sevdiği sözleri öğreteyim mi? Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki "Rahmana sevimli olan iki kelime vardır ki, dile hafif ama mizanda ağırdırlar Subhanallahi ve bihamdihi, Subhanallahilazim"[1] Habibetan[2] Habibe kelimesinin tesniyesidir. Sevilen şey anlamındadır. Kastedilen; bunları söyleyeni Allah'ın sevmesidir. Allah'ın güzel isimlerinden Rahman ismi, Allah Teala'nın kullarına rahmetinin genişliğine tenbih içindir. Zira O, az amele karşılık olarak bol sevap vermektedir. Bu kelimelerde tenzih, tahmid ve ta'zim vardır. "Dilde hafif, mizanda ağır " ifadesi Hafiflik ve ağırlık ile vasfedilmesinin sebebi, az amel karşılığında çok sevap kazandırmasıdır. "Hafifetan" kelimesi; söylenmesinin ve harflerinin telaffuzunun kolaylığına işarettir. Dilde kolayca akması, yük taşıyan ama yükü kendisini yormayan kimseye benzetilmiştir. Yine burada diğer mükellefiyetlerde zorluk bulunup bunda kolaylık olmasına rağmen, meşakkatli ameller gibi mizanda ağır olduğuna işaret edilmiştir. Nitekim Selef'ten birine iyiliklerin ağır, kötülüklerin hafif olmasının sebebi sorulunca şöyle demiştir "Muhakkak ki iyiliklerin acısı gelip tadı gidince ağırlaşır. Onun ağırlığı seni, onu terk etmeye götürmesin. Kötülük ise tadı gelip acılığı gidince hafifler. Hafifliği seni onu işlemeye taşımasın." Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki "Kim günde yüz defa "Subhanallahi ve bihamdihi" derse günahları denizköpüğü kadar olsa bile ondan dökülür."[3] "Subhanallahi ve bihamdihi" sözünün anlamı; Allah'ı kendisine layık olmayan her türlü noksandan tenzih etmek ve şirk, eş, çocuk ve bütün düşüklükleri nefyetmektir. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki "Sana Allah'ın en sevdiği sözleri öğreteyim mi?" "Ey Allah'ın rasulü! Bana Allah'ın en sevdiği sözleri haber ver" dedim. Buyurdu ki "Şüphesiz Allah'ın en sevdiği söz "Subhanallahi ve bihamdihi" demektir."[4] Nevevî der ki "Bu âdemoğlunun en faziletlisi olan Kur'an dışındaki sözlerine hamledilir. Yine Kuran okumak mutlak olarak tesbih ve tehlilden faziletlidir. Belli bir vakte veya duruma mahsus okunması rivayette gelenler ise; bunlarla meşgul olmak daha faziletlidir. En iyi bilen Allah'tır. İbn Battal der ki "Bu faziletler zikrin fazileti hakkında varid olmuştur. Bu ancak haramlar ile büyük günahlardan temizlik gibi dinde şeref ve kemal ehli içindir. Zikre devam eden ve şehvetinin istediklerine uymada ısrar ederek, Allah'ın dininin hürmet perdesini yırtan kimse temizler ve mukaddesler arasına katıldığını veya beraberinde takva ve Salih amel olmadan dilinden bu kelimelerin dökülmesiyle onların makamına ulaşacağını zannetmesin!" [1] Buhari; Kitabu’t-Tevhid. [2] İbn Hacer; Fethu’l-Bari 11/206-208 13/540-41 Nevevi Sahihu Müslim Şerhi 17/49 [3] Buhari; Kitabu’d-Daavat [4] Müslim; Kitabu’z-Zikr Tweet Paylaş
Zikrin Efdali LAİLAHEİLLALLAH 1 kere söylediğinde 4000 derece yükselirsin ve defterinden 4000 büyük günah silinir, duanın makbulü ELHAMDÜLİLLAHdır” Hadis’i Şerif Tirmizi Her zikri ALLAH’ın huzuruna Melekler yükseltir “LÂ İLAHE İLLALLAH” ise aracısız, engelsiz ve direk olarak ALLAH’ın huzuruna çıkar, ALLAH’ın huzurunda söyleyen kişinin mağfiret olunması için inler durur. “LÂ İLAHE İLLALLAH” ile ALLAH arasında perde yoktur. Cennet’in 8 kapısı üzerinde yazar. Yedi kat gökleri ve yerleri ve içindeki her şeyi ve yaratılmış her şeyi, terazinin bir kefesine koysanız bir kefesine “LÂ İLAHE İLLALLAH” Kelime-i Tevhid’ini koysanız, “LÂ İLAHE İLLALLAH” ağır gelir. Seksen senelik kafir’i bile bir kere kalp ve dille söylemesiyle tertemiz eder BİİZNİLLAH. “ELHAMDÜLİLLAH demenin katlı mükafatı gibi hiçbir zikrin mükafatı olamaz” Hadis’i Şerif. Yer ile gök arasını doldurur. Bu hamd’de mizan’ı doldurur. Günde 100 kere İhlas Suresi okuyana kâmil bir iman nasib olunur, 1000 kere okuyanın öldüğünde cesedi çürümez. Bir kere “SÜBHANALLAHİ VEL HAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHU VALLAHU EKBER“ diyen kimse için cennette bir ağaç dikilir ki, bir atlı 500 sene gitse gölgesini bitiremez Cuma Namazından hemen sonra dünya kelamı konuşmadan 100 kere “SÜBHANALLAHİL AZİYM VE Bİ HAMDİHİ” diyen kimsenin 100 bin , anne ve babasının 24 bin günahı mağfiret olunur. Neye sıkılırsanız sıkılın en sıkıntılı anınızda , ne kadar günahkar olursanız olun Yunus balığın karnında iken ettiği ve affedildiği şu duaya aynı zamanda Ayet’i Kerime’dir devam edin. “Lâ İlahe illa ente Sübhâneke inni küntü minezzalimin“ Her sıkıntının def’i için Yatmadan Kafirun Suresini okuyan imanını şeytandan korumuş olur. ALLAHın izniyle Kabir azabından korunmak için her gece yatsıdan sonra MülkTebareke Suresini okuyunuz. Sabah ve akşam namazlarından sonra Haşr Suresinin son üç ayetini okuyan, imanla göçer, o gün ölürse şehit gider, sabah okuyana akşama kadar, akşam okuyana sabaha kadar melek istiğfar ederler Farz namazın hemen arkasından Ayet’el Kursi okuyanın cennetle arasındaki tek engel ölümdür.Hadisle bildirilmiştir. Yatsıdan sonra Tekasür Suresini okuyan kimse nimetlerden sorguya çekilmez. BİİZNİLLAH Yatarken 3 kere “Estağfirullah el Aziym Ellezi La İlahe İllahü El Hayyul Kayyumu ve Etübü İleyk“ diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa afvedilir. tabii ki tam bir pişmanlıkla söylenmeli Hergün 100 kere “Lâ İlahe İllallahü Vahdehu Lâ Şerikeleh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Âlâ Külli Şey-ün Kadir“ diyen kimse, 10 köle azad etmiş gibi olur, kendisine 100 sevap yazılır, yüz günahı silinir, o gün akşama kadar şeytanın şerrinden emin olur. Hiçbir kimse hiçbir ibadetle bu seviyeye ulaşamaz, ancak ondan daha fazla yapan müstesna. Hadis’i Şerif Buhari, Müslim Gezdiği sokakta bir kere söyleyenin bir milyon günahı bağışlanır, defterine bir milyon sevap yazılır ve kendisi için cennette bir köşk inşa edilir. Hadis’i Şerif Ahmed İbn’i Hanbel “LAİLAHEİLLALLAH“ bütün günahları mahveder, mizana konulmaz çünkü onun karşısında bir şey kere sadakatle söylendiğinde, 4000 büyük günahı defterden sildirir ve 4000 derece yükseltir. 100 kere “ESTAĞFİRULLAH“ diyenin 1000 günahı mahvolur. 2 şey helâk edicidir Sonra ederim diye tevbeyi geciktirmek ve tevbe ederim diye günah işlemek. Doğru olan günah işlediğinde kalpte siyah leke oluşmadan tevbe etmektir. Tevbe çok önemlidir, Ulema buyurur ki tevbeyi tehir edene tevbe nasib olmaz günah unutkanlık yapar, kişi günah işlediğinde aklının bir parçası, geri dönmemek üzere gider. Günde 100 kere “SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ“ diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa bağışlanır. sevap yazılır. Bu kelime ALLAHın en sevdiği hamdlerden biridir. Dilde hafif mizanda ağırdır. “ALLAH’u EKBER“ ve “SÜBHANALLAH“ yer ile gök arasını doldurur Günde 100 kere “Lâ Hâvle ve Lâ Kuvvete İlla Billahil Aliyyil Aziym“ diyen kimsenin en hafifi fakirlik olmak üzere 70 çeşit bela ve musibet üzerinden kaldırılır. Efendimiz SAV bu kelime için cennet hazinelerinden bir definedir buyurmuştur. Sabah namazına kalkamayan “Kevser“ Suresini okuyup, dua edip yatarsa ALLAHın izniyle kalkar Şaban ayında bu duayı okuyana bin sene ibadet etmiş sevabı yazılır. Bin senelik günahı da olsa silinir. Kabrinden yüzü ayın ondördü gibi çıkar ve ALLAH indinde sıddık olarak yazılır. “Lailaheillalahu velâ ne’büdü illa iyyehü mühlisine lehüddine velev kerihel kâfirune” Bu duayı sabah güneş doğmadan 3 kere ve akşam güneş battıktan hemen sonra okuyan, korkmaya tek layık olan yalnız ALLAH’tan korksun . Başta zalim devlet başkanı , şeytan, cin ve insanların şerrinden, büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH’ın izniyle hiçbir şekilde zarar veremez. Zehir verilse tesir etmez ALLAH’ın izniyle “Bismillahillezi Lâ Yedurrü meâs mihi şey-ün fil-erdi ve lâ fissemai ve hüves semiül âliym“ Rivayete göre cennetin çorak olduğu insanların yaptığı amellerle ve zikirlerle cennetlerini imar ettikleri zikir kalp huzuruyla kendini ve bütün fikriyatını ALLAHa yani kalbinde ALLAHtan başkasıdünyalık, çoluk çocuk, eş kalmadan yapılan zikirdir. “Teheccüd” nafile namazlar içinde en kıymetli namazdır. Riya’dan uzaktır. 2 rekatta bir selam olmakla beraber, 2 rekattan 12 rekata kadar kılınabilir “Askerde ve cihad’da kılınan namaz”, sivildeki namazdan 2 milyon derece daha faziletlidir, “BEYTULLAH’da kılınan namaz” , evinde kıldığın namazdan kat faziletlidir. Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece faziletlidir. Akşamla Yatsı arası 6 rekat Evvabin namazı kılana 12 sene ibadet sevabı verilir.Son iki rekatı Hıfz-ı İman/imanı muhafaza namazıdır. ALLAHa dönenlerin namazıdır. Deniz köpüğü kadar günahı olsa affedilir. Sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan 72 derece faziletlidir. Cuma günü sarık sarana ALLAH ve Melekleri Salat ederler Evlinin namazı bekarın namazından 70 derece’den daha faziletlidir. Pazar günü öğle ile ikindi arası 4 rekat nafile namaz kılıp her rekatında AmerenerRasulü okunursa, kılana yeryüzündeki hristiyanlar adedince sevap verilir. İki rekat “İşrak” namazı kılana bir Hac ve bir Umre sevabı vardır. sabah kerahat vakti geçtikten sonra 1-2 saat civarında kılınmalı Vücutta 300 yada daha fazla mafsal için her gün sadaka verilmelidir. Bu sadakayı veremeyen sabah kerahat vakti geçtikten sonra ile öğlen kerahat vakti girmeden arası iki rekat “Kuşluk namazı” kıldı mı bu sadakaları vermiş olur. İbadetin efdali az da olsa devamlı olanıdır Son nefeste imanı kurtarma duası “Ya Hayyu Ya Kayyumu, Ya Zel Celâli Ve’l İkrâm, ELLAHÜMME inni es’elüke en tühyiye kalbi bi Nûri ma’rifetike ebeden, Ya ALLAH, Ya ALLAH, Ya ALLAH Celle Celâlüh“ Sabah namazının sünnetiyle farzı arasında okunacak. Çok önemli bir duadır… Sabah ve akşam namazının farzında selam’dan hemen sonra 10 kere “LA İLAHE İLLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKELEH LEHÜL MÜLKÜ VE LEHÜL HAMDÜ YUHYİ VE YUMİT VE HÜVE HAYYUL LA YEMÜT BİYEDİHİL HAYR VE HÜVE ÂLA KÜLLİ ŞEY-İN KADİR“ günahları tertemiz eder, akşama/sabaha kadar günah yazılmaz
Hadisle müjdelenen Allah'ın en çok hoşlandığı söz...Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana “Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi? Allah’ın en çok hoşlandığı söz, sübhânallahi ve bi-hamdihî demektir”, buyurdu. Müslim, Zikir 85 Hadisi Nasıl Anlamalıyız? 1411 numaralı hadisteki iki cümleden ibaret zikrin birinci cümlesi bu idi. Yanından ayrılmayan bazı fakir sahâbîleri böyle müjdelerle sevindirdiğini bildiğimiz Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Müslim’deki rivayetten öğrendiğimize göre, Ebû Zerr’e - “Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi?” diye sorduğu zaman, Ebû Zer - Yâ Resûlallah! Allah’ın en çok hoşlandığı sözü bana bildir, diye sevinmişti. “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” anlamındaki bu son derece muhtevalı zikri herhalde Ebû Zer radıyallahu anh bir daha dilinden bırakmamıştır. Ebû Zerr’in Sahîh-i Müslim’deki diğer rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e - Hangi söz zikir daha faziletlidir? diye sorulmuştu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz - Allah’ın melekleri veya kulları için seçtiği sübhânallâhi ve bi-hamdihî Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim sözüdür, buyurmuştu Müslim, Zikr 84. Şüphesiz zikirlerin en üstünü Allah’ın kelâmı olan Kur'ân-ı Kerîm’dir. Onu okumak ve hele mânasını anlamaya çalışmak suretiyle okumak insana daha fazla sevap kazandırır. Hadîs-i şerîflerde geçen zikirleri Peygamber Efendimiz’e Cenâb-ı Hakk’ın öğrettiğinde şüphe yoktur. Hadisimizin diğer rivayetinde geçen “Allah’ın melekleri veya kulları için seçtiği” zikir sözü de bunu göstermektedir. Öyle de olsa, bu zikirleri, sevap bakımından Kur'ân-ı Kerîm ile mukayese etmek mümkün değildir. Bununla beraber insan her zaman Kur’an okuyamaz. İşte bu sebeple bir kimse yakaladığı fırsatları değerlendirmeli, bir iki defa söylemekten ibaret bile olsa Resûlullah’ın öğrettiği zikirleri tekrarlamalıdır. Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Bazı zikirlerin Allah Teâlâ’yı daha çok hoşnut ettiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple onları daha fazla okumaya çalışmalıdır. Sübhânallahi ve bi-hamdihî zikri en makbûl zikirlerden biridir. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları İslam ve İhsan
allah ın en çok sevdiği zikir